Atatürk’ün Dış Politika Mimarı: Tevfik Rüştü Aras

tevfikrustuarasfotoAktif bir Siyasi yaşama sahip olan Tevfik Rüştü Aras 1883 yılında  Çanakkale’de dünyaya geldi. Hasan Rüştü beyefendinin oğlu olan Tevfik Rüştü Aras, eğitim hayatının ilköğretim dönemini İzmir, Lise dönemi ise Babası Hasan Rüştü’nün görevlerinden dolayı Rumeli toprakları olan Üsküp’te geçirmiştir. Daha sonra İstanbul Numune-i Trekki mektebinden derece ile bitirdikten sonra Beyrut’ta Tıbbiye mektebinden mezun olmuştur. Fransızcaya oldukça hâkim olan Tevfik Rüştü Aras mezuniyet sonra yıllarının başlarında sağlık alanında hizmetler verdikten sonra kurtuluş mücadelesinde Kuva-i Milliye’ye katılmıştır. Kurtuluş mücadelesinden sonra 1920-23 yılları arasında Milletvekilliği görevini üstlenmesi ile aktif siyasete tam manasıyla başlamıştır. Milletvekilliği görevi ardından sağlık bakanı olarak görev yapmıştır. Bunun dışında uluslararası komisyonlarda üstlendiği roller onu 4 Mart 1925’te Dış İşleri Bakanlığına getirmiştir. 11 Kasım 1938 M. Kemal Atatürk’ün ölümüne kadar olan dönemde Dış İşleri bakanlığı görevini yerine getirmiş, kabine değişikliği nedeniyle 1939’dan 1942 yılına kadar Londra Büyükelçisi olarak görev yapmış ve emekliye ayrılmıştır.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana en uzun süreli “4 Mart 1925 – 11 Kasım 1938” Dış İşleri bakanlığı görevini üstlenen ve Atatürk’ün dış politika uygulayıcısı olarak karşımıza çıkan isim Tevfik Rüştü Aras’tır. Hiç şüphesiz Atatürk’ün Dış politika anlayışının ne olduğu, neleri gerçekleştirmeyi hedeflediğini anlayabilmemiz için 1920’den 1938’e Atatürk’ün ölümüne kadar geçen sürede aktif siyasette yer almış, olan Tevfik Rüştü Aras’ı tanımamız gerekir. Tevfik Rüştü Bey 1907 yılında Mustafa Kemal ile sohbeti sonrası politikaya yaklaşmış, bu dönemden sonra İttihat ve Terakki Cemiyetinin gazetesi, “İttihat” gazetesinde makaleler kaleme almıştır. (bkz. İttihat Gazetesi 1908-09). Dönemin birçok politikacısı gibi Tevfik Rüştü Aras’ta tutuklanmış Askeri Hapishanenin “Bekirağa Bölüğü’ne gönderilmiştir. Milletvekilliği görevini üstlendiği dönemde “İstiklal Mahkemeleri” kurulması teklifini vermiş ve İstiklal mahkemelerinin kurulmasında başrol olmuştur. Mustafa Kemal “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” ilkesiyle dış politikada bu ilke doğrultusunda hareket etmiştir. Bu ilkenin nasıl anlaşılması gerektiği hakkında Tevfik Rüştü Aras Şunları söylemiştir;

                        “Atatürk Cihanda Sulh demekle de harici sulhumuzun ancak cihanda sulh ile temin edilebileceğini öğretti ve sevgili Türkiye’mizi daima dünya içinde mütalaa etmek lüzumunu anlatmış oldu. Gerçektir ki, cihanda sulh olmayınca istesek de tek başımıza harici sulhumuzu korumak için hürriyet ve haklarda müsavat şartları içinde ahenkli bir işbirliği yapılması tabii olduğu gibi, sulhu kurmak ve korumak içinde bizim gibi sulhu isteyenlerle gücümüzün yettiği kadar iş birliği yapmalıyız.”

İşte bu sözleriyle Tevfik Aras Bey’in barışçıl bir dış politikayla anlayışıyla karşımıza çıkmaktadır. Atatürk’ün de Dış politikası tam manasıyla tüm cihan devletleriyle barışçıl ilişkiler kurmaktır. Atatürk’ün girişimleriyle açılan Türkiye Komünist partisinin kurucuları arasında yer Tevfik Rüştü Aras yer almıştır. Türkiye Komünist Partisinin kurulması Sovyet Rusya ile ilişkileri düzeltmek için atılan adım olmuştur. Komintern müzakereleri için Tevfik Rüştü Aras Moskova’ya gitmiştir. Moskova’da Bakü’de kurulmuş Türk komünist parti delegelerinden ikincisi olan Mustafa Suphi ile karşılaşmıştır. Uzun süren müzakerelerin ardından Komintern üyeliğine Mustafa Suphi seçilmiştir. Tevfik Rüştü Aras yaşadıklarıyla ilgili olarak şunları anlatmıştır;

Komintern ile müzakere ettim. Komintern o zamanlar kuvvetli bir teşekküldü. Rus Komünist Partisi Genel Sekreteri Stalin, Komintern hâkim değildi. Kominternde sonradan Stalin’in tasfiye ettiği Zinovlev ve Kanavlev hâkim idi. Komintern, Mustafa Suphi’yi tercih etti. Mücadele ettim. Suphi Bey grubu aleyhine gazetelerde yazılar yazdım. Fakat bize ‘resmi komünist’ Fransızca Commonist Officieci’ dediler ve kominterne bizi almadılar. Atatürk “dön” dedi döndüm. Samimi idik, alsalardı, kominterne girecektik..”

Bu olaylardan sonra Ülkeye Dönen Tevfik Rüştü Aras Birkaç yıl süreden sonra Dış İşleri Bakanlığı görevine getirilecek ve 13 yılı aşkın bakanlık serüveni başlamış bulunacaktır. Yazımın başında da belirttiğim gibi Tevfik Rüştü Bey’in izlediği dış politika Atatürk’ün Dış politika ilkelerinin doğrultusunda olmuştur. 4 Mart 1925 yılında Dış işleri Bakanlığını Üstlenen Tevfik Rüştü Bey Çalışmalarını Atatürk’ün himayesi altında başlamıştır. Temel dış politika anlayışı içerisinde Ülkenin her yönünde devletlerle barışçıl yollarla bizatihi görüşmelerle dış politika yürütmüştür. Sovyet Rusya ile barışçıl ve karşılıklık ilkesi doğrultulusunda yürütülen ilişkiler “Uluslararası Boğazlar Komisyonu”nun kaldırlması ve yerine Montrö boğazlar sözleşmesinin imzalanması ile yürütülen barışçıl ilişkilerin meyvesi olmuştur. Bunun Dışında Tevfik Rüştü Aras, Arnavutluk, Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya, Romanya ile barışçıl ilişkililer içine girmiştir. Bu ilişkiler sonrasında Faşist İtalya’ya karşı Balkan Antantı imzalanmasını sağlamıştır. Tevfik Rüştü Aras Balkan Antantının ne kadar isabetli bir anlaşma olduğu Atatürk’ün şunları söylemesiyle daha net anlaşılacaktır;

“Faşist İtalya Yugoslavya’ya, Yunanistan’a ve Türkiye’ye doğrudan saldıramaz. Önce Arnavutluk’a daha sonra da gözüne kestirebildiği tarafa saldırır.”

Batıda barışçıl İlişkiler kurarken aynı zaman da Doğuda da ikili görüşmeler sonrasında Balkan Antantı gibi Sadabat paktının imzalanmasını sağlamıştır. Atatürk’ün Tevfik Rüştü Aras bakanlığı görevinde Dış seyahatlerde bulunmaması eşzamanlı çalışmanın kanıtı niteliğindedir. Atatürk’ün bu kadar sevdiği ve Atatürk’ün Dış işleri bakanı olarak anılan Tevfik Rüştü Aras neden Atatürk’ün ölümünün ardından dış işleri bakanlığı görevine devam etmemiştir? Bu sorunun bir kaç temel nedene bağlamak mümkündür.

Balkan Antantı’nın hazırlık günlerinde, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya Dışişleri Bakanları Tevfik Rüştü Aras’ın Misakı imzalamasını beklerken, İtalya ve İngiltere’nin Misakı engelleme çabası ile yaptığı baskı sonucu İsmet Paşa’nın imzadan önce kendisini Ankara’ya çağırması, Tevfik Rüştü Aras’ı çıkılması zor durumda bırakmıştır. Tevfik Rüştü Aras, bu olayı şöyle anlatmıştır;

“İmzalayayım, Paşa kızarsa intihar ederim, diye düşünmeye başladığım sırada Atatürk’ten bir telgraf aldım. Konya’dan göndermişti. ‘Ankara’ya hareket ediyorum, benden ikinci bir haber alıncaya kadar oradan ayrılmayınız’ diyordu. Bir gece içinde saçlarım bembeyaz olmuştu ve Atatürk beni büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştı. Balkan Antantı Misakı’nı imzaladım, başvekilden ve hükümet azalarından çok iltifatlı tebrik telgrafları aldım.”

Bir başka sebep olarak gene Atatürk’ün Himayesi altına aldığı durumlardan biri olan Nyon Konferası sırasında İsmet paşa ve Atatürk’ün ayrı ayrı direktifleri sonucunda yaşanan olaydır. Bu olayda Tevfik Bey’in İmdadına Atatürk yetişmiştir. Atatürk’ten telgraf Tevfik Rüştü Beye ulaşmış, telgrafta, İsmet Paşa’nın istirahata çekildiği, yerine Celal Bayar’ın vekalet edeceği yer almaktadır. Bu iki temel olay sonrasında İnönü ile Aras’ın arası iyice açılmış, Atatürk ölümü sonra reisi cumhur olan İnönü kabineden Tevfik Rüştü Aras’ın çıkarılmasını sağlamış ve Londra’ya Büyükelçi olarak göndermiştir. İsmet Paşa’nın olayları kişiselleştime eyilimli olması Dış politika ve aynı zamanda iç politikada olumsuz yansımaları kaçınılmaz olmuştur. Bütün bu olaylar ele alındığı 13 yıldır yürütülen dış politika öngürülen 2. Dünya savaşına karşı alınmış tedbirlerin ve yapılmış müzakelerin bir bakana bağlı olması çok yazıktır. 13 yıllık dönem boyunca Türk dış politikası temel hatlarını çizilmiş olsaydı, kişi politikası yerine devlet politikası haline getirilmemiş olması üzücü bir durumdur.

Tevfik Rüştü Aras, Bakanlığı süresince Ülkemizi uluslararası birçok toplantıda başarıyla temsil etmiş ve uluslararası antlaşmaların altına imzasını atmıştır. Barışsever bir inanca sahip olan Tevfik Rüştü Aras, bakanlık görevi boyunca yapmış olduğu tüm çalışmalarda dünya barışının korunmasına hizmet etmiş, Ülkemizin çıkarlarını korumak için de elinden gelen her türlü çabayı göstermiştir. 1942 yılında emekli olana dek geçen hayatı boyunca aktif siyasette kalmış olan Tevfik Rüştü Aras emeklilik sonra gazetelerde makaleler yazmıştır. Büyük bir birikimle 1972 yılında hayata gözlerini yummuştur.

Yararlanılan Kaynaklar

Melih Tınal (Yay. Haz.), Tevfik Rüştü Aras Gazete Yazıları (1946-1947), İstanbul, Büke Yayınları

Melih Tınal(Yay. Haz.), Tevfik Rüştü Aras Atatürk’ün Dış Politkası, Kaynak Yayınları, İstanbul

http://www.t2174a.com/?p=5942 Erişim Tarihi:2015

Hakkında Harun Asarcıklı

Harun Asarcıklı
1991 yılında Antakya doğdu, çocukluk ve gençlik yılları Konya'da geçti. Dumlupınar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde Lisans eğitimi devam etmekte.

Bir Cevap Yazın