Dış Politikada Revizyon

dış politikaAk Parti hükümetinin ilk yıllarında dış politikada bir eksen kayması yaşanmaktaydı. Batı ile ilişkiler bir kenara atılmamakla beraber asıl yoğunluk Doğu ile olan ilişkilere verilmişti. Burada elbette Neo-Osmanlıcılık fikri ve tezi ile Davutoğlu’nun etkisini görmekteyiz. Öyle ki ilerleyen süreçte AB’ye alternatif olarak Şanghay İş Birliği Örgütüne göz kırpılmış, Rusya ile ilişkiler yoğunlaştırılmış ve Orta doğuda aktif bir politika izlenmiştir. Bölge için idol ülke konumuna gelen Türkiye’nin bu prestijli konumunu üst üste gelen uluslararası krizlerle kaybettiğini görüyoruz. Mavi Marmara olayı ile gelişen İsrail krizi, Suriye krizi, Rusya ile cereyan eden kriz, Mısır ile Müslüman Kardeşlere yapılan darbe sonucu ilişkilerin bozulması DEAŞ VE PKK terör örgütlerinin eylemlerini artırması bu krizlerden birkaçı.

Ak parti hükümeti ve Erdoğan’ın ilk bakışta göze çarpmasa da resme dışarıdan bakıldığında bir iyileştirme çabası içinde olduğunu görmekteyiz. Bu iyileştirme çabalarında ilk sırayı AB ile ilişkileri koymalıyız. Her kriz içinde fırsatlar barındırmakta. Mülteci krizinde fırsatı iyi değerlendiren Türkiye AB ile ilişkiler konusunda birkaç basamak birden ilerlediğini görüyoruz. Ankara antlaşması ile edindiğimiz vize serbestisi hakkımız gecikmeli olarak uygulanma kararı alınmış ve bunula beraber birkaç fasıl açılmıştır. Suriye meselesinde ise Cenevre Görüşmeleri ardından Türkiye’nin iç savaşın patlak verdiği ilk yıllardaki hararetli söylemleri yerini ortak mutabakat ve iş birliği söylemlerine bıraktığı göze çarpmakta. Öte yandan İsrail heyetleriyle hem Türkiye’de hem İngiltere’de bir dizi görüşme gerçekleştirilmiş ve ilişkilerin normalleşmesi yönünde adımlar atılmıştır. Bu adımların içinde büyükelçilerin tekrar atanması da gündemde. Rusya krizinde ise Putin’in birkaç gündür medyaya verdiği demeçlerde bir yumuşama içerisinde olduğunu görmekteyiz. Sanırım bu demeçler Rusya’nın saygınlığını korumak adına gerekli tepkiyi verdiği ve artık krizde yumuşama evresine geçildiğinin sinyalleridir. Bunların yanı sıra geçtiğimiz günlerde ülkemizde gerçekleştirilen İİT zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam camiasında bahsettiğim prestiji tekrar sağlamak adına faaliyetler yürütmeye çalıştı. Dönem başkanlığının verdiği etkinlik ile birlikte bu faaliyetlerin artarak devam edeceği kanısındayım. Zirve sonrasında ise İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile gerçekleştirilen ikili görüşmede İran’ın enerji konusundaki açık desteği vurgulandı. Bu vaadin ne kadar uygulanabilir olduğunu yakın zamanda göreceğiz fakat son bir aylık gelişmeler takip edildiğinde kâğıt üstünde görünen şu ki Hükümet ve Erdoğan sıfır sorun tezi ile yaşanan sürecin tezatlığını kabul etmiş ve bir revize politikası uygulamaya başlamıştır.

Hakkında Ali Tosun

Ali Tosun
5 Kasım 1992 tarihinde Erzurum'da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul'da tamamladı. 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Dumlupınar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde lisans eğitimine başladı. Lisans eğitimi halen devam etmekte.

Bir Cevap Yazın