İran Nükleer Programı ve P5+1 Ülkeleri Müzakere Süreci

İran Nükleer Programının Tarihsel Gelişim Süreci

1953 yılında CIA destekli bir darbe sonucu, Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin başa gelmesiyle nükleer faaliyetler başladı. Bu serüven 1957 yılında Şah hükümetinin ABD’den aldığı yardımla hız kazandı. 1959 yılında İran’a sattığı reaktörle nükleer faaliyetleri başlatan ve o dönem İran’ın yakın müttefiki olan Amerika, Tahran’ın nükleer programına büyük destek verdi. 1967 yılında Tahran Nükleer Araştırma Merkezi kuruldu. Zenginleştirilmiş uranyumla faaliyet gösteren merkezdeki reaktörü Amerika sağladı. İlk nükleer santral için belirlenen yer Buşehr şehriydi. 1970’lere gelindiğinde Başkan Gerald Ford döneminde Tahran ve Washington arasında Nükleer İşbirliği Antlaşması imzalandı.

iran-busehr-nukleer-santrali

Buşehr Nükleer Enerji Santrali

1979’da Şah Pevlevi’nin devrilmesi sonucu İran İslam Devrimiyle birlikte tüm nükleer antlaşmalar feshedildi ve nükleer programa ara verildi. Bu devrim sonrasında İran’ın yakın müttefiki olan ABD ile ilişkileri, düşman devletler seviyesine tırmandı. 1980’lerin ortalarına gelindiğinde Tahran yönetimi nükleer programına batı desteği olmadan devam etmeye başladı. Amerika ve Avrupa’yla ilişkileri bozulan İran yüzünü Rusya’ya çevirmeye başladı. 1990’larda Moskova ve Tahran ortak bir araştırma merkezi kurdu. 1995 yılında Rusya ile hafif su reaktörü için anlaşmaya varıldı. 1996 yılına gelindiğinde Amerika Birleşik Devletleri, İran’ın nükleer silah elde etme çabası içerisinde olduğunu ortaya sürerek ambargolara başladı. 2002 yılında Rusya ile nükleer işbirliği arttırıldı. 2003 yılında BM denetçileri tarafından Tahran’daki araştırmalarda zenginleştirilmiş uranyum izine rastlandı. Bu olay sonrası baskılarını arttıran Batı ülkeleriyle müzakereler gerçekleştiren İran nükleer programına ara vermeden devam etti. 2006 yılında BM Güvenlik Konseyi tarafından İran’a yaptırımlar uygulanmaya başlandı. Tüm bu olaylar içerisinde Rusya ile İran’ın nükleer program çerçevesinde devam eden işbirliği sonucu Rusya, İran’a nükleer uzmanlarını göndererek teknik destek verdi. İlk nükleer santral Buşehr-I, yine Rusya desteğiyle 2011 yılında faaliyete geçti.

İran ve P5+1 Ülkeleri Arasındaki Nükleer Müzakereleri

  • P5+1 Ülkeleri Nedir? Bu Ülkeler Hangileridir?

P5+1 ülkeleri; BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri (permanent member) ve mutlak veto yetkisine sahip olan Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa ve İngiltere ile birlikte Almanya’dan meydana gelir. Almanya’nın +1 olarak ifade edilmesinin sebebi, Birleşmiş Milletler daimi üyesi olmaması ancak İran’ın nükleer faaliyetleriyle yakından ilgilenmesidir. P5+1 ülkelerinin amacı İran’ın nükleer programı ile ilgili diplomatik görüşmeler sağlamak ve nükleer politikalarını değerlendirmektir.

20150402230333cb-1

İran, P5+1 ve AB Görüşmeleri

  • P5+1 Ülkeleri ve İran’ın İstekleri Nelerdir?

         – P5+1 Ülkelerinin İstekleri

-İran’ın nükleer zenginleştirme faaliyetlerini %20 ile sınırlandırması

-%20 ve üzerindeki oranlarda zenginleştirilmiş uranyumun yok edilmesi

-Arak ağır su reaktörünün devre dışı bırakılması

-UA Atom Enerji Kurumunun denetimleri serbestçe yapabilmesi

        – İran’ın İstekleri

-Uluslararası yaptırımların ve çok-taraflı yaptırımların kaldırılması

-Uranyum zenginleştirme faaliyetlerinde bulunabilme

Müzakereler ve Sonuç

2013 yılında ABD, İran’la P5+1 ülkelerinden gizli bir şekilde görüşmeye başladı. 2013 yılı Haziran ayında İran İslam Cumhuriyeti’nin 7. Cumhurbaşkanı olarak seçilen Hasan Ruhani’nin, Ahmedinejad’a göre daha ılıman olması, nükleer faaliyetler konusunda açıkça müzakere yapılması konusunda P5+1 ülkelerinin elini güçlendirdi. ABD-İran arasında 1979 yılından sonra ilk defa doğrudan temasın sağlanması Obama’nın, Hasan Ruhani’yi aramasıyla gerçekleşti. Daha sonra ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin, İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile görüşmesi iki ülke arasındaki işbirliği temelinin atıldığı söylentilerine sebep oldu. Nitekim Kasım ayında İran ile P5+1 ülkeleri arasında geçici mutabakata varıldı. Bu mutabakat sonucu İran’ın nükleer faaliyetleri kısıtlandı ve yaptırımlar ise kısmi olarak kaldırıldı. 2014 Temmuz’da İran ile P5+1 arasındaki geçici anlaşmanın süresi dört ay uzatıldı. Kasım’da ise bir kez daha karara varılamadı ve müzakereler bu kez yedi ay uzatılarak 2015’in Mart ayında müzakerelerin sonuçlandırılarak nihai sonuca varılması hedeflendi. 2 Nisan 2015 tarihine gelindiğinde taraflar İsviçre’nin Lozan kentinde bir araya geldi. Bu kez müzakerelerden sonra karar varıldı ve anlaşmalar sağlandı.

      – Anlaşma Maddeleri

-Arak reaktörü askeri amaçla uranyum üretiminin önüne geçilmesi adına yeniden dizayn edilecek

-Fordo Santrali araştırma amacıyla kullanılacak. 15 yıl boyunca zenginleştirme faaliyetinde bulunamayacak.

-Natanz Santrali ülkedeki tek zenginleştirme tesisi olacak. 10 yıl boyunca kullanılamayacak.

-Uranyum santrifüjü 10 yıl içerisinde 19.000 den 6.104 e indirilecek

-Az zenginleştirilmiş uranyum stokları 15 yıl boyunca 10.000 kilodan 300 kiloya indirilecek

muhammed-cevad-zarif-iranda-kahraman-gibi-karsilandi

Muhammed Cevad Zarif’in Görüşmeler Sonrası İran’da Karşılanması

Müzakere Sürecinde Türkiye’nin Oynadığı Rol

Türkiye bu süreçte sürekli, taraf aktörler arasında uzlaştırıcı, diyalog kanallarını açıcı, stresi en aza indirgemeye çalışan, arabulucu rolünü uygulamaya çalışmıştır. Taraflar arasındaki gerginliğin, Türkiye’nin diplomatik kanalları olabildiğine açık tutma yönündeki bu çabasına rağmen önlenemeyen artışı, askeri müdahale seçeneklerini de müzakere süreçlerinin ana argümanları konumuna getirdi. Yavaş yavaş, meselenin askeri müdahale olasılıklarını da barındıran derin bir krize dönüşme işaretleri göstermesiyle beraber Türkiye, sürece daha çok müdahil olma gerekliliği hissetmeye başladı. Öyle ki, Tahran Cephesi’nden Türkiye’ye yönelik ağır eleştiriler içeren seslerin düzeyinin yükselmesi dahi Türkiye’nin diplomatik çözümden ve bunun için ise müzakere masasını işaret eden politikalarından geri adım atmasına neden olmadı.

Bir dönem, Ankara, Türkiye-Brezilya-İran görüşmelerine de liderlik eden ve bu süreçte de arabuluculuk rolü üstlenen aktör haline geldi. Nitekim anlaşmaların sonuçlanmasıyla birlikte Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İran’ın nükleer faaliyetleri konusunda varılan anlaşmanın Türkiye tarafından olumlu karşılandığını belirtti ve “Bu anlaşma sağlandığı için çok mutluyuz” dedi.

Nükleer Enerji ve Akkuyu Nükleer Enerji Santrali

Hakkında Muhammed Uzun

Muhammed Uzun
15 Şubat 1994 tarihinde Ağrı'da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Ağrı'da tamamladı. 2012-2013 eğitim-öğretim yılı içerisinde başladığı Dumlupınar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden 2016 yılında mezun oldu.

Bir Cevap Yazın