Milli Mücadelenin Başlangıcında Mustafa Kemal, İttihat Terakki Ve Bolşevizm

ittihatterakkimillimucadelemustafakemalYazarımız bu kitapta üç ana konu üzerinde durmuştur. Bu üç ana konuyu soru haline getirecek olursak, ilk sorumuz Milli Mücadele yıllarında Bolşevizm’e duyulan ilginin sebepleri nelerdi ve hangi boyutlardaydı? İkinci sorumuz; Milli mücadele yıllarında Mustafa Kemal ve İttihat ve Terakki arasındaki ilişki nasıl başladı ne boyutta bir ilişki vardı ve bu ilişki nasıl sona erdi? Son olarak üçüncü sorumuz ise Mustafa Kemal’in Milli Mücadele yıllarında nasıl liderlik konumuna geldiği ve aynı zamanda hangi zorlu aşamalarla liderliği ele geçirdi?

Öncelikle Bolşevizm’in Milli Mücadele yıllarında etkisi var mıydı? Yoksa sadece bir hikaye mi? Bu konu Milli Mücadele yıllarında merak uyandıran temel konulardan birini teşkil etmektedir. Yazarımız Bolşevizm’in Osmanlı ve sonrasındaki yansıması olan İslami Bolşevizm’in nasıl gerçekleştiği ve geleceğe dair ne denli etkiler bıraktığı konusunu temel alarak yazmıştır. Bu çalışmada temel İddia Talat Paşa üzerinden ele alarak yapılan bir kurgudur. Buna göre: İttihat ve Terakki partisi içinde Talat Paşa tarafından kurulmuş siyasi bir grup vardır; ve bu grup parti içi iktidara sahiptir; Milli Mücadele dönemi örgütlenmesinde partiye hakim konumda olan Talat Paşa’nın yaklaşımı, kadroların hangi yönde hareket edeceğini belirlemesi açısından önemlidir; Talat Paşa’nın bir noktadan sonra Mustafa Kemal’in liderliğini onaylaması; ve ölümü, Mustafa Kemal için liderliğinin önünün tamamen açılması büyük bir fırsat olduğu anlamına gelmektedir. Burada yazarımızın da argüman olarak kullandığı konuyla paralel bir eseri mevcut olan Eric Zürcher’in konuya yaklaşımına da değinmek gerekir. Eric Jan Zürcher Milli Mücadele’de İttihat ve Terakki faktörünü ön plana çıkaran bir tarihçidir. Zürcher’e göre, Milli Mücadele örgütleri İttihatçı örgütleridir ve Mustafa Kemal de İttihatçılar tarafından mücadelenin başına getirilmiştir. Zürcher’i İttihat ve Terakki’yi tamamen Enver Paşa çerçevesinde değerlendirdiği ve Milli Mücadele’de Enver ile Mustafa Kemal arasındaki çatışmaya gereğinden fazla yoğunlaştığı için eleştirmekte ve onun bu süreçte sivil bir siyaset alanın olduğu ve bu sivil siyaset alanına hakim olan şahsın da Talat Paşa olduğu gerçeğini göz ardı ettiğini düşünmektedir. Zürcher’in Mustafa Kemal’in Milli Mücadele hareketinin liderliğine atandığı anlamına gelen yorumu gerçeğe uygun bulmamaktadır, bu yorum Mustafa Kemal paşayı reaktif bir uygulayıcı lider atfettiğini, oysa tam tersine ancak bir ittifaktan söz edilebileceğini belirtir.

Yukarıda belirttiğim üç sorudan ilkinin cevabına ve incelemesine geçecek olursak, Milli Mücadeleyi yürüten kadroların ve yurt dışındaki liderlerin ortak tutumuyla Sovyetler birliği ile iyi ilişkiler kurmuşlardır. Bu ilişkiler 1918-1920 yılları arasında Anadolu’da İslami Bolşevizm akımı güç kazanmıştır. Yazarımız Talat Paşa ile Enver Paşa’nın Bolşevik Rusya ile ittifak yanlısı olduklarından ve Enver Paşa’nın Rusya’daki faaliyetler gösterdiğini ve 1920 yılının sonlarından İslami Bolşevizm akımının etkisini yitirdiğinden bahsederken, Kitabın en büyük eleştiri noktalarından biri olan İslami Bolşevizm akımının etkisini neden yitirdiğinden söz etmemiştir. Ancak yazarımız verdiği belgelerle Bolşevizm’e ilgi olduğunu kanıtlamaya çalışıyor ancak bu ilginin ne boyutta olduğunu tam olarak aktaramamaktadır.Yazar ikinci soruya cevap verirken en ince ayrıntılarıyla ve Mili Mücadele yıllarında ittihatçıların aldığı yer ve rol inceleyerek aktarmıştır. Bu konudan bahsederken konu ittihat ve terakkinin kapatılması ayrıca Enver ve Talat Paşa’nın yurt dışına neden gittiklerini tam olarak aktarmak yerine gittikten sonra Mustafa Kemal ile yapılan mektuplaşma ve telgraflara yer vermiş konunun bir kısmı aydınlatırken diğer kısmını sönük bırakmıştır. Son sorumuza da değinecek olursak, yazarımız Mustafa Kemal’in öncelikle İttihat ve Terakki’nin başlangıcında üyesi değilken daha sonra üyesi olduğu belgelerle kanıtlamıştır. Ayrıca başlarda Mustafa Kemal bir lider rolü değil paşa rolü büründüğü göz önüne serilmiştir. Ancak kitapta da çok net anlaşılan Enver ve Talat Paşa’nın yurt dışında olmaları Mustafa Kemal’in liderliği ele geçirmesine ve Mustafa Kemal’in her düşünceye ve fikre açık bir insan olduğu çok net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Örneğin; Komünizmin destekçi olan bir lider değildi, ancak komünist bir Fırkanın açılması karşısında aldığı tutum komünizme tamamen karşıt olmadığı aynı zamanda desteklemediği bir fikre de saygılı olduğunun göstergesdir. Milli Mücadele yıllarında bölünmüş parçalanmış rekabet içinde olan kadroları bir dış faktör olarak Mustafa Kemal birleştirmiştir. Yazarımız yazılarında Mustafa Kemal’in tek başına bir lider olarak öne çıkmasını tatmin edici bir şekilde izah etmiştir.

Son olarak değinmem gereken nokta ise kitap ana konu olarak 1918-1921 yılları üzerine yoğunlaşmış fakat eğer 1923 yılına kadar devam ettirilmiş olsaydı İttihat Terakki ile Mustafa Kemal arasında olan ilişki ve Bolşevizm’le olan bağlantının etkileri daha net bir şekilde anlaşılabileceği göz ardı edilemez bir eksikliktir. Ayrıca yazar kitabın bazı bölümlerinde ‘Bu konuya ileriki bölümlerde değineceğim ’ kalıbını oldukça sık kullanmıştır. Bu da okuyucunun konu bütünlüğünden sıkça kopmasına yol açmıştır. Tüm eleştirilere rağmen bu kitap konusuyla değinmek istediği ve Milli Mücadele yıllarını farklı perspektifte bakarak kesinlikle okunması gereken bir başucu kitap olacaktır.

Hakkında Harun Asarcıklı

Harun Asarcıklı
1991 yılında Antakya doğdu, çocukluk ve gençlik yılları Konya'da geçti. Dumlupınar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde Lisans eğitimi devam etmekte.

Bir Cevap Yazın