Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemeleri

 

1. Giriş

İkinci Dünya Savaşı tarihin en büyük dönüm noktalarından biri olmuştur. Bu savaşın siyasi ve askeri sonuçlarının yanına hukuk alanındaki sonuçları da önemli bir yer edinmektedir. Bu savaş sonrası uluslararası hukuk alanında bazı gelişmeler baş göstermiştir. Bu gelişmelerden en önemlileri, insanlığa karşı işlenen suçlar ve bireysel cezai sorumluluk kavramlarıdır. Bu savaş esnasında yaşanan bazı gelişmelerden dolayı savaş sonrası uluslararası ilk mahkeme örnekleri görülmektedir.

Bu mahkemelerin başını hiç kuşkusuz Nürnberg Mahkemeleri çekmektedir. Yöneltilen eleştirilere rağmen bu mahkemede alınan kararlar, uluslararası hukuk alanındaki ilkelere kaynaklık etmektedir.

Bu çalışmada Nürnberg Mahkemelerinin kuruluş süreci, genel ilkeleri, alınan kararlar, uluslararası hukuka etkileri, verilen cezalar ve mahkemeye yöneltilen eleştiriler ele alınacaktır.

2. Nürnberg Mahkemeleri’nin Arka Planı ve Kuruluşu

2.1. Mahkemenin Arka Planı

nürnberg yargılamalarıBireylerin işledikleri suçlar sonucu yargılanması düşüncesi eski çağlara kadar uzansa da 19. yüzyıl sonu ve 20. başı itibariyle gelişme gösterdiği görülmektedir. Bu tarihlere kadar bu alandaki yargılamaların daha lokal düzeyde olduğu söylenebilir. Bu tür yargılamalar sadece ülkelerin kendi halkları için geçerli birer hukuk kuralı olarak hukuki kaynaklarda yer almıştır. Savaş konularında ise yargılamaların, uluslararası düzeyde önemli bir karşılığı bulunmamaktadır. 19. yüzyıl sonunda ve 20. yüzyıla girerken bazı girişimlere rastlanmaktadır. Bunlardan, 1899 Lahey Barış Konferansı ve 1907 Cenevre Sözleşmesi, uluslararası düzeyde savaş suçlarını önlemeye yönelik resmi girişimlerin olduğunun birer delili olarak gösterilebilir.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında müttefik devletlerin, savaş sürecinde işlenen suçların tespiti, savaş suçlularının bulunması ve verilecek cezaların ne olacağı konusunda kurduğu komisyon, fikir ayrılıkları yaşaması üzerine mahkemenin fiilen kurulamamasıyla sonuçlanmıştır.

19. yüzyıl sonu, 20. yüzyılın başı ve Birinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası alandaki girişimler insan hakları ihlallerini ve savaşları engelleyememiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ilk somut adımlar atılmaya başlamış, Alman savaş suçlularının bulunması ve Nazilerin işledikleri suçlardan dolayı yargılamalarının yapılması amacıyla Nürnberg Uluslararası Ceza Mahkemesi kurulmuştur.

2.2. Nürnberg Mahkemesinin Kuruluş Süreci

İkinci Dünya Savaşı devam ederken müttefik devletler, savaştan sonra oluşturulacak siyasi düzen için çeşitli toplantılar düzenlemişlerdir. Bu toplantılar uluslararası hukuk alanında alınan kararlar açısından da önem arz etmektedir. Toplantıların öncelikli hedefi Alman savaş suçlularını yakalanması ve yargılanması olmuştur. Nazilerin kendi topraklarındaki ve işgal ettikleri topraklardaki halk üzerinde yaptıkları insanlık dışı uygulamalar müttefik devletlerin kamuoyun da büyük yankılar uyandırmıştır. Bu suçları işleyenlerin yakalanarak gereken cezaların verilmesi konusunda insanlarda fikir birliği oluşmaya başlamıştır.

Bu olaylar sonucu, Nazi işgali altındaki dokuz Avrupa ülkesinin liderlerinin ortak bir bildirge yayınlamışlardır. Londra’da St James Sarayında oluşturulan bildirgede savaş sırasında işlenen suçların emrini veren ve savaşı hazırlayanların cezalandırılması hususunda görüşler yer almıştır. Bu görüşler ışığında bu suçların cezalandırılması için gereken hukuki mekanizmaların kurulması 13 Ocak 1942 yılında bu bildirge ile ilan edilmiştir.

Savaş sonrası bu yargılamalar konusunda devletlerin çeşitli talepleri olmuş, zaman zaman fikir ayrılıkları yaşanmıştır. Nitekim uluslararası alanda bir mahkemenin kurulması kararlaştırılmıştır. Bu mahkemenin kurulması için gereken anlaşma San Francisco konferansında görüşülmüştür.

Tüm düzenlenen konferanslar ve görüşmelerin bir sonuca bağlanarak nihai bir sonuca ulaşması, 8 Ağustos 1945 tarihinde Londra’da imzalanan “Londra Uluslararası Askeri Ceza Sözleşmesi” yani “Nürnberg Şartı” ile olmuştur.

2.3. Nürnberg Mahkemesinin Kuruluşu ve Yasal Düzenlemeleri

Yedi kısım ve otuz maddeden oluşan ve 8 Ağustos 1945 tarihinde imzalanan Londra Antlaşması ile mahkemenin kuruluşu resmiyet kazanmıştır. Bu antlaşmada; uluslararası mahkemenin kuruluşu, mahkemenin genel prensipleri, savaş suçları ve adil yargılanma hakkı gibi konular üzerinde durulmuştur. Bu antlaşma mahkemenin hukuki dayanağını oluşturmaktadır.

Mahkeme yapı olarak iki kısım üzerinde temellendirilmiştir. Bunlar, mahkeme ve genel sekreterliktir. Mahkeme heyeti 4 asıl ve 4 yedek üyeden oluşmaktaydı. Hâkimlerin tamamı müttefik devletlerden seçilmiş, bu nedenle mahkeme uluslararası kamuoyunda “galiplerin adaleti” olarak görülmüş ve bu durum tartışmalara yol açmıştır. Heyet şu isimlerden oluşmuştur: SSCB’den General Iona Nikitchenko (asil), Yarbay Alexander Volchkov (yedek), İngiltere’den Albay Geoffrey Lawrence (asil), Norman Birkett (yedek), ABD’den Francis Biddle (asil), John Parker (yedek) ve Fransa’dan Henri Donnedieu de Varbes (asil), Robert Falco (yedek). İngiliz olan Geoffrey Lawrence asil üyelik sıfatının yanında mahkeme başkanlığı görevini de yürütmüştür. Savcılar ise yine hakimler gibi galip devletlerin birer temsilcilerinden oluşmaktadır. Bunlar: ABD’den Robert H. Jackson, Fransa’dan Francois de Menthon, SSCB’den Roman A. Rudenko ve İngiltere’den Hartley Shawcross’dur.

Mahkeme kararları alınırken, en az üç üyenin onayını almak mecburidir. Yargılanan sanıklar hakim ve savcıların hiçbirine itiraz edemez, bu hakları bulunmamaktadır.

Nürnberg Mahkemelerinin genel sekreterlik makamı ise bir genel sekreter ve yine müttefik devletler tarafından atanmış dört sekreterden oluşmaktadır. Bu sekreterlerin ihtiyaç duyduğu kadar yardımcı personeli vardır. Genel sekreterlik makamının görevleri; kayıtları tutmak, dosyaları saklamaktır. Aynı zamanda dosyaları, sanıkların anlayabileceği dile çevirmekte genel sekreterliğin görevleri arasında yer almaktadır.

Savaşın kazananı olarak gösterilebilecek ABD, SSCB, Fransa ve İngiltere bu antlaşmayı imzalamışlardır. Sonraları 19 ülke daha bu sözleşmeyi imzalayarak taraf olmuşlardır.

3. Nürnberg Mahkemesi

Nürnberg Uluslararası Ceza Mahkemesi, sadece II. Dünya Savaşı sırasında işlenen suçları kovuşturmak için galip devletler tarafından kurulmuş, ad hoc (özel), olağanüstü, jürili olmayan ve yargılamaların toplu olarak yapıldığı askeri mahkemedir.

3.1. Nürnberg Mahkemesinin İlkeleri

                        I.İlke

Uluslararası hukuka göre suç kabul edilen bir eylemde bulunan şahıs, bundan sorumludur ve cezalandırılması olasıdır.

                        II.İlke

Uluslararası hukuka göre suç kabul edilen bir eyleme karşı bir ceza öngörülmese de, bu şahsı uluslararası hukuk önünde işlediği suçun sorumluluğundan kurtarmaz.

                        III.İlke

Uluslararası hukuka göre suç kabul edilen bir eylemde bulunan şahıs, devlet başkanı ya da sorumlu hükümet memuru olmaları, işbu şahısları uluslararası hukuk önünde sorumluluktan kurtarmaz.

                        IV.İlke

Bir şahsın üstü ya da hükümetinin emrine uygun davranması, ahlakî irade bir şahıs için her zaman bir olanak olduğundan, uluslararası hukuk önünde sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

                        V.İlke

Uluslararası hukuka göre suç işlediği iddia edilen şahıs, gerçeklere ve hukuka uygun olarak adil yargılanma hakkına sahiptir.

                        VI.İlke

Aşağıda sıralanan suçlar uluslararası hukuk önünde cezaî suçlar olarak belirlenmiştir:

  • Barışa Karşı Suçlar
  • Savaş Suçları
  • İnsanlığa Karşı Suçlar

3.2. Mahkemenin Yargı Yetkisi

Nürnberg mahkemesi yargı yetkisi bakımından, Almanya, Almanya’nın işgal ettiği topraklar ve açık denizler olarak belirtilmiştir. Mahkemeye sadece geleneksel savaş suçlarında değil, barışa ve insanlığa karşı suçlarda da yargılama yetkisi verilmiştir. Zaman bakımından ise savaşın başladığı 1 Eylül 1939 ile 8 Ağustos 1945 tarihleri arasında kalan zamanı yargı yetkisi içine almıştır. Kişiler bakımından ise, Nürnberg Şartı’nın 6. maddesinde Avrupalı mihver devletlerden cürüm işleyen bireyleri ve grup üyelerini kapsadığı belirtilmiştir. Mahkeme’nin yetki kapsamına giren fiiller de yine şartın 6. maddesinde üç başlık altında toplanmıştır. Bunlar;

  • Barışa Karşı Suçlar
  • Savaş Suçları
  • İnsanlığa Karşı Suçlar

3.2.1. Barışa Karşı İşlenen Suçlar

Nürnberg Şartı’nın 6. Maddesinde belirtilen suçlardan birincisi barışa karşı işlenen suçlardır. Bu şartın 6. maddesinde, barışa karşı işlenen suçların tarifi şu şekildedir: “Savaş saldırısı planlamak, savaşa hazırlık yapmak ya da savaşı yürütmek veya savaşta uluslararası antlaşma, sözleşme ya da teminatları ihlal etmek veya herhangi birinin yerine getirilmesi için bir komploya ya da ortak bir plana katılmak.”

Alman tarafı kendilerine yöneltilen bu suçlamaları kabul etmemiştir. Buna karşın ortaya sürdükleri argüman, durumun ex post facto olmasıdır. Yani suçların işlendiği zamanlarda böyle bir yasanın bulunmaması durumudur. Bunu dayanak göstererek yargılanamayacaklarını öne sürmüşlerdir.

Alman tarafını bu dayanaklarına karşılık mahkeme heyeti, saldırgan savaşı engelleyen Lahey Sözleşmesi ve Versay Antlaşması’nın Almanya sınırları içerisindeki askeri suçları yargılayabileceği bir mahkeme kurulmasına izin veren maddeleri ileri sürmüştür. Mahkeme, Almanların yaptıklarının bu hükümlere ters düşmesi sebebiyle uluslararası hukuka aykırı hareket ettiklerinin ve suçlamaların uluslararası hukuka uygun olduğunun kanaatine varmıştır.

3.2.2. Savaş Suçları

Savaş suçları, Nürnberg Şartı’nın 6. maddesinde ikinci sırada yer almaktadır. Bu şartın 6. maddesinde savaş suçlarının tarifi şu şekildedir: “Hukuku veya savaş örfünü ihlal etmek. Bu ihlal hiçbir sınırlama olmadan; öldürme, kölelik veya benzer amaçlar için alıp götürmeyi ve kötü muamele etmeyi, denizci veya savaş esirlerini öldürmeyi veya kötü muamele etmeyi, rehineleri öldürmeyi, kamu ve özel nalları yağmalamayı, askeri bir gereklilik olmadan köy, kasaba veya şehirleri yıkmayı kapsamaktadır.”

Nürnberg Şartı’nı oluşturan müttefik devletleri, savaş suçları ile ilgili bu maddeyi hazırlarken, Almanya tarafında da imzalanan 1886, 1924, ve 1929 Cenevre Sözleşmelerinin ve savaş geleneklerinin ihlal edilerek büyük çapta cinayetler işlendiğini öne sürmüşlerdir. Savunma tarafında bulunan ilgili Alman heyeti, bu suçlamalar karşısında ex past facto durumunu savunmamışlardır.

3.2.3. İnsanlığa Karşı Suçlar

Bu mahkemeyi tarihte önemi bir yere koyan ve adından sıkça söz ettiren maddesi, hiç şüphesiz insanlığa karşı işlenen suçlar maddesidir. Mahkemelerin en çok

konuşulan ve tartışılan maddesi olma özelliği taşır. Tarihte ilk kez insanlığa karşı suçlar kavramı, Nürnberg Şartı’nın 6. maddesinde şu şekilde açıklanmıştır: “Savaş süresi içerisinde veya savaş olmadan önce öldürme, imha etme, köleleştirme, sürgün ve sivillere karşı girişilen başka insanlık dışı muameleler yada mahkemenin yargı kapsamına giren suçlarla ilgili dini, iç hukukta yer alsın yada almasın, siyasi veya ırksal nedenlerden dolayı yargılanma.”

İnsanlığa karşı işlenen suçlar olgusu, mahkemenin en çok tartışılan noktasıdır. Bu suçlamalara karşılık, Alman heyeti Roma hukukundan beri geçerli olan Nullum crimen, nulla poena sine lege yani “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesini kullanarak bu ilkenin ihlal edildiğine vurgu yapmıştır. Savcılık makamının bu eleştirilere karşı 1907 Lahey Sözleşmesi ve 29 Mart 1919 tarihinde yapılan barış görüşmeleri esnasında kullanılan “savaş hukukuna ve geleneklerine veya insanlık hukukuna karşı saldırı suçu” metnindeki “veya” kelimesine atıfta bulunsa da ikna edici bir durum oluşmamıştır.

Bu maddeye hukuk gözüyle bakıldığı zaman gerçekten de Alman tarafına yapılan suçlamaların hukuksuz olduğu sonucuna varılabilir. İnsanlığa karşı suçlar kavramının ilk kez gündeme geldiği Nürnberg Mahkemeleri uluslararası hukuka bu kavram üzerinden kaynaklık yapmıştır. Her ne kadar önemli bir ilkeye kaynaklık yapsa da mahkemenin hukukiliğinin tam anlamda sağlanamaması gözden kaçırılmayacak bir gerçektir.

3.3. Nürnberg Mahkemesindeki Yargılanma Usulü

Mahkeme kurulurken hangi hukuk düzenine göre kurulması gerektiği, müttefik devletlerce tartışma konusu olmuştur. Mahkemeyi kuran dört devlet arasında üç farklı hukuk düzeni mevcut bulunmaktadır. Yapılan müzakereler sonucu ortaya çıkan sonuç, mahkemenin sui generis (kendine özgü) şeklinde kurulması olmuştur.

Nürnberg Şartı, ağırlık olarak yargılanma biçimi, mahkemenin yetki sınırları ve adil yargılanma hakkı gibi bölümlerden oluşmaktadır. Nürnberg Şartı’nın 16. maddesinde sanıkların adil yargılanma hakları düzenlenmiş ve gerek soruşturma gerekse de mahkeme yapılırken, gereken belgelerin sanığa anlayabileceği bir dilde temin edilmesi hükmü ve savunma yapabilme hükmü, tanık tutma hakkı gibi hükümler bulunmaktadır. Her sanığa avukat tutma hakkı verilmiş olup, avukatı bulunmayan sanıklara mahkeme tarafından avukat tahsis edilmesi zorunlu hale getirilmiştir.

Nürnberg Mahkemesi’nde alınan kararlar, Kontrol Konseyi’nin denetim mekanizmasının kontrollerinin ardından kesinlik kazanmaktadır. Kontrol Konseyi’ne verilen cezalar hususunda indirim yetkisi tanınmış fakat cezaları arttırıcı bir yetki tanınmamıştır.

3.4. Bireysel Cezai Sorumluluk

Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi, bireylerin uluslararası düzeyde işledikleri suçların, milletlerin hukuk düzeniyle yargılandığı ve cezalandırıldığı göz önüne alındığında, klasik uluslararası hukuktan ayrıldığı varsayımında bulunulabilir.

Bireysel Cezai Sorumluluğun düzenlendiği maddeler olarak Nürnberg Şartı’nın 7. ve 8. maddeleri ön plana çıkmaktadır. Resmi makamlarda bulunan şahısların veya devlet görevlilerinin sorumluluktan kaçamayacağı ve cezasında herhangi bir hafifletmenin olmayacağını vurgulayan madde 7. maddedir. Bunun yanında 8. madde ise kişi bir suçu işlerken üstlerinden emir alıp uygulamışsa cezai sorumluktan kaçamayacaktır yalnız cezası indirime tabi tutulabilir hükmünü içermektedir. Komutanlar ise savaş teamüllerini yerine getirmediğinden veya teamülleri uygulamayanları engellemediklerinden dolayı yargılamaya tabi tutulmuşlardır.

3.5. Nürnberg Yargılamalarının Sonucu

20 Kasım 1945’te başlayan yargılamalar 1 Ekim 1946’da sona ermiştir. Mahkeme’de 24 şahıs ve 6 suç örgütü yargılanmıştır. Mahkeme’de yargılanan 24 kişi beraat, 10 yıl hapis cezası veya idam cezasına kadar değişen cezalar aldılar. Sanıklardan çoğu idam edildi.

Mahkemede Hitlerden sonraki en önemli ikinci adam olan Hermann Göring, Nazi partisi lideri vekili Rudolf Hess, Dış İşleri Bakanı Joachim von Ribbentrop, silahlı kuvvetler lideri Wilhelm Keitel, İç İşleri Bakanı Wilhelm Frick, güvenlik güçleri lideri Ernst Kaltenbrunner, işgal edilen Polonya’nın genel valisi Hans Frank ve Hitlerin yaveri Martin Bormann gibi önemli üst düzey sanıklar yargılanmıştır.

Sanıkların çoğu suçlamaları kabul etmiştir. Hermann Goering, Nazi Partisi’ni iyi bir şekilde teşkilatlandırmış, Gestapo’yu geliştirmiş ve ilk defa toplama kamplarını kurmuştur. Nürnberg Mahkemesi’nde görülen Goering davasında mahkeme Goering’in hem siyasi hem de askeri bir lider olduğuna istinaden sivillerin köle olarak kullanılması, Musevilere ve diğer ırklara karşı girişilen soykırım politikalarının hazırlayıcısı olmak, savaş hukuku ve teamüllerini ihlal ve insanlığa karşı suçları işlemekten suçlu bulmuş, ölümle cezalandırmıştır. Ancak Göring idam saatinden kısa bir süre önce intihar etmiştir. Rudolf Hess ise müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.

Nazilerin en yüksek otoritesi, Holokost’un en büyük suçlusu olan Adolf Hitler ve en yakın yardımcısı Josef Goebbels savaşın son günlerinde intihar etmişti. Bu nedenle mahkemede yargılanamadılar. Ayrıca Yahudi soykırımına katılan subaylardan bazıları 2.Dünya savaşının bitimiyle izlerini kaybettirdiler. Çoğu Almanya’dan başka ülkelere yüzlercesi de Amerika Birleşik Devletlerine kaçtı. İsrail gizli servisi MOSSAD yıllarca savaş suçlularını takip etmeyi sürdürdü. Bunlar arasında en tanınmış olanı Hitlerin son çözüm olarak bilinen Soykırım planının hazırlayıcısı olan ve II. Dünya Savaşı sonrasında Arjantin’e kaçan Eichmann, Mossad tarafından 1960 yılında yakalandı. 11 Nisan 1961’de görülmeye başlanan davada Eichmann 15 suçtan hüküm giydi ve idama mahkum edildi. Cezası 1962 yılında infaz edildi. Eichmann 2 yıl süren dava sürecinin sonunda idam edildi. Bu idamla Nürnberg Mahkemesinin yarım kalan bir görevi daha tamamlanmış oldu. Fakat Soykırımın en büyük sorumlularından biri olan, toplama kamplarında Yahudiler üzerinde yaptığı deneylerle adını duyuran ve 2 milyon kişinin ölümünden sorumlu olan Doktor Josef Mengele (Ölüm Meleği) hiçbir zaman yakalanamamıştır.

4. Mahkemeye Yöneltilen Eleştiriler

Nürnberg Mahkemeleri ile alakalı olarak yapılan eleştirilerden birincisi, mahkemenin doğal hâkim ilkesine aykırı olduğu düşüncesidir. Doğal hâkim ilkesi “sanığın işlediği iddia edilen suç anında görevli olan hâkim ve mahkemenin huzuruna çıkarılması” anlamındadır. Bu doğrultuda Alman savaş suçlularının suçun işlenmesinden sonra yalnızca kendilerini yargılamak üzere kurulmuş bir mahkemede yargılanmaları bu ilkeye aykırılık teşkil etmektedir.

Nürnberg mahkemelerine yöneltilen bir başka eleştiri de kanunsuz suç olmaz nullum crimen sine lege ilkesine aykırılıktır. Bu ilkenin iki yönü vardır; eylemin suç oluşturması için daha önceden açıkça yasaklanmış olması gerekliliği ve ceza kanunlarının geriye yürümezliğidir.

Nürnberg mahkemesinin statüsünde yer alan barışa karşı suçlar, savaş suçları ve insanlığa karsı suç daha önce uluslararası ceza hukuku tarafından tanımlanmış değildir. Mahkeme bu eleştirilere karşı savaşın planlanması ve başlatılmasının, esirlere ve sivillere kötü muamelenin hukuk dışı olduğunu, bahse konu eylemlerin cezalandırılması için tüm uluslarca haksız sayılmasının yeterli olduğunu savunmuştur. Ayrıca mahkeme, kanunsuz suç olmaz ilkesinin sadece adaletin kısıtlayıcı olmayan bir ilkesi olduğunu, söz konusu eylemleri işleyenlerin cezalandırılmamasının adil olmayacağı görüşündedir. Yalnız savaşın galibi dört ülke tarafından imzalanan bir antlaşma ile kabul edilen mahkeme statüsündeki suçların diğer uluslarca da haksız kabul edildiği varsayılsa bile geriye yürümezlik ilkesinin Nürnberg mahkemeleri tarafından ihlal edildiği açıktır.

Nürnberg mahkemelerine yapılan en önemli eleştirilerden bir tanesi ise mahkemelerin tarafsızlığı ve seçici adaleti ile ilgilidir. Bu mahkemeler galibin adaleti victor’s justice olarak tanımlanmaktadır. Mahkemelerde yalnızca galip devletlerin atadığı hâkimler görev almış, mağlup veya tarafsız devletlerden görev alan olmamıştır. Bunun yanında, mahkemeler yalnızca savaşı kaybeden ülkelerin yetkililerini yargılamıştır. Benzer fiiller galip devletlerin askerleri tarafından da yapılmış olmasına rağmen bunlardan yargılanan kimse olmamıştır.

Mahkeme savaşın bütün taraflarınca işlenen tüm suçları yargılamak üzere kurulmadığı için ve yalnızca mağlup olan devletlerin savaşla ilgili suçlarına bağlı olup özel olarak kurulduğundan ötürü mahkemenin objektif adaleti sağlama görevi yoktur. Bu nedenle bu mahkeme sürekli uluslararası ceza adaleti sistemi kurulmasında yeterli olamamıştır.

5. Nürnberg Mahkemelerinin Önemi

Nürnberg mahkemeleri savaş suçları mahkemelerinin temelini oluşturmuştur. Mahkemede uluslararası kararlar alınmıştır. Nürnberg mahkemeleri sayesinde barışa karşı suçlar, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları gibi yeni kavramlar Hukuk diline girmiştir. Bu mahkemeler insanlık suçlarının önlenmesi için ilk adımdır. Devam eden bir süreçtir. Bu mahkemeler tarafından oluşturulan normlar, Nürnberg ilkeleri adı altında, daha sonra BM Hukuk Komisyonunun çalışmalarına temel teşkil etmiştir. Nürnberg mahkemesi Statüsünde var olan uluslararası ceza hukuku suçları, daha sonra kurulmuş olan bütün uluslararası ceza mahkemelerinin Statülerine örnek olmuştur.

6. Sonuç

İnsanlık tarihi kadar eski sayılabilecek, insanların lokal olmayan çapta işledikleri yani daha geniş alanda veya buna uluslararası alan diyebileceğimiz alandaki işledikleri suçların yargılanması fikri sürekli tartışılmıştır. Bu tür suçların yargılanması tarih sahnesinde birkaç yargılama ve cezalandırma ile sınırlı kalmıştır. Söz konusu uluslararası suçların yargılanması için bir mahkemenin, ilk defa II. Dünya Savaşı’nın ertesinde fiili bir kimlik kazandığını görmekteyiz. Bu mahkeme daha sonraları hukuki metinlere kaynak niteliğinde kararlar alacak olan Nürnberg Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi’dir. Bu mahkeme yargılamalarını yaparken gerek yargılamalar esnasında aldığı kararlar gerekse de geçmiş dönemlerdeki antlaşma metinlerinde imzalanan hükümlere dayanarak kendi hukuk dilini oluşturmuştur.

Nürnberg Mahkemeleri ile ilk kez barışa karşı suçlar, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları gibi kavramlar hukuk literatürüne girmiştir. Tüm bunlar, mahkemeden sonra oluşturulan Uluslararası Hukuk metinlerine ve diğer hukuk türlerinin statülerine kaynaklık etmiştir. Her ne kadar insanlığa karşı suçlar ve barışa karşı suçların yargılamalarını yapan bir mahkeme olsa da hukuki açıdan bakılacak olursa mahkemenin meşru bir mahkeme olduğu söylenememektedir. Kazananların adaleti veya kanunsuz suç olmaz ilkelerine ters düşen bu mahkeme birçok eleştiriye de maruz kalmıştır. Her ne kadar bu mahkeme eleştirilere de maruz kalsa da Nazilerin işledikleri suçlara bakılınca hukukilik göz ardı edilerek büyük bir kamuoyu baskısıyla yargılamalar yapılmış ve cezalar verilmiştir. Bugün birçok hukuki metine kaynaklık eden Nürnberg Mahkemeleri insanlık tarihinde önemli dönüm noktalarından biridir.

KAYNAKÇA

AZARKAN, Ezeli, (2003), Nuremberg’ten La Haye’ye Uluslararası Ceza Mahkemeleri, Beta Yayınları, İstanbul.

BEYAZIT, Özgür, (2011), “La Haye Uluslararası Ceza Mahkemesine Giden Süreçte Uluslararası Ceza Yargılaması”, Türkiye Adalet Akademi Dergisi, Yıl: 2, Sayı: 5, Ankara, ss. 309-338.

GINSBURG, George, (1990), The Nuremberg Trial and International Law, Martinus Nijhoff, Dordrecht.

ÖNOK, Rıfat Murat, (2003), Tarihi Perspektifiyle Uluslararası Ceza Divanı, Turhan Kitabevi, Ankara.

ŞAHİN, Mehmet, (2010), “Nürnberg Mahkemeleri Üzerine Bir İnceleme”, Aksaray Üniversitesi İİBF Dergisi, Sayı: 1, Aksaray, ss.49-61.

TEZCAN, Durmuş, (1994), “Saldırgan Savaş ve Devletlerarası Ceza Hukuku”, Prof. Dr. İlhan ÖZTRAK’A ARMAĞAN, AÜSBF Dergisi, C.49, No:1-2, Ankara, ss.349-363.

http://arsiv.salom.com.tr/news/print/19368-Holokostun-mimari-Eichmann-davasinin-50-yildonumu.aspx

http://www.biyografi.info.tr/biyografisi/josef-mengele-kimdir-kimdir.html

http://www.pbs.org/wgbh/amex/nuremberg/peopleevents/p_judges.html

https://tr.wikipedia.org/wiki/Nürnberg_ilkeleri

http://tr.wikipedia.org/wiki/Nürnberg_Uluslararası_Askeri_Ceza_Mahkemesi

http://www.ushmm.org/outreach/tr/article.php?ModuleId=10007722

 

Hakkında Muhammed Uzun

Muhammed Uzun
15 Şubat 1994 tarihinde Ağrı'da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini Ağrı'da tamamladı. 2012-2013 eğitim-öğretim yılı içerisinde başladığı Dumlupınar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden 2016 yılında mezun oldu.

Bir Cevap Yazın